Diyorsun ki sonra canlar sağ olsun. Dostlar var olsun. İnsan ne için yaşar? Niye yaşıyorum bilmiyorum. Niye varız? Doğru bir yol var ama sanki her gün biraz daha uzaklaşıyorum o yoldan. Ömür öyle ya da böyle geçip gidiyor. İnsan daha ne göreceğim şu dünyada sorusunu kendine sormaya korkuyor. Acizsin. Kulsun. Yıllarca olsun diye ettiğin duaların var. Kabul olunduğunu bildiğin dualar var yani yalnız değilsin ama daha ne kadar direneceksin bu içine düştüğün kuyuda. Daha ne kadar düştüğün bu kuyudan çıkmamak için direneceksin!
Bayramlar insanların sevdikleriyle birlikteyken güzel. Ben her bayram, olduğum şehirde ziyaret edeceğim mezar olmadığına şükrediyorum. Sonra bir bir yüreğimde yer etmişleri düşünüyorum. Ahmet'im geliyor aklıma. O minik bedeni lösemiyle savaşırken keyifli olduğu günlerde yakıştıramazdım hastalığı ona. Hüzün kovan gülüşüyle her gülüşünde zannederdim ki büyüyecek Ahmet koca adam olacak. Okuldan geldim bir gün. Anahtarımı unutmuşum evde. Apartman dairesinde oturuyorum. Annemi aradım. Sandım ki bina yıkıldı ve ben altında kaldım. İlk değildi bu. Son hiç değil. Ölenler bir de kalbimize gömülüyor ve yolun sonunda büyük bir mezarlık olarak gidiyoruz gideceğimiz yere.